Pages

3 Mayıs 2014 Cumartesi

göz kremi

Elim değmişken bu aralar aldığım 3 tane göz kreminden de bahsedeyim. Halbuki benim de her kes gibi bir çift gözüm var. Ama aç gözlüyüm galiba, neyse konumuz tüketim çılgınlığım değil göz kremlerim. Bunlar, Avene Ystheal, Avon Clinical Eyelift, Good Skin Lab Tri-Aktiline.

Avene, hassas ciltler için geniş ve dermatolojik herkesin bildiği bir markadır. Ben bir kaç ürününü kullanmıştım. Özellikle hydra Optimale diye bir nemlendiricisini kullandığımda herkes cildime birşey mi yaptırdığımı sormuştı. Oldukça iyi bir günlük nemlendiriciydi. Bu göz kremide hassas ciltler için retinolun farklı daha hassas ciltlere uygun hala getirilmiş formunu kullanıyor. Ben sevdim. tavsiye ederim.

Avonun da gene meşhur, amerikada her dergiden ödül almış göz kremi, bu krem iki fazlı biri göz üstü jeli diğeri altı kremi, ama bende jel kapağımı inanılmaz tahriş etti. Ben iki kısmını da sadece kapağımda kullanılıyorum. Önce jell olan tarafı sürüyorum daha sonra krem olan kısmı az bir miktar kullanıyorum. Sonuç fena değil. İçinde, kafein, bazı peptidler, ve bitkisel yağlar var.



Bir de Good Skin Lab'ın Tri Aktiline ürünü var. Bu aslında göz kremi değil, ihtiyaç duyulan noktalara uygulamak için geliştirilmiş, anında kırışık kapatan ve dört hafta sonun da iyi sonuçlar olduğu belirtilen bir üründür. Ben bu ürünü kaz ayaklarımı engellemek için kullanıyorum. Evet sürüldüğü anda pürüzsüzleştirici bir etkisi var. Ve sürüldüğü bölgenin kırışıklarını azaltıyor ve yeni kırışıklara, çizgilere karşı koruyor.........




lee stafford

Geçenlerde bu ingiluz beyefendinin iki ürününü aldım. Saçlarım hafif dalgalıdır, ama ben de hemen hemen her dalgalı saçlı kişi gibi ara sıra düzleştirmek isterim. Bu sebepten düzleştirici şampuanından ve my big healthy  hair isimli saç kremini aldım. Saç kremi eh ! fena değil, ama şampuan saçlarınızı düzleştirmek istiyosanız kesinkez denemelisiniz. Ben her markanın düzleştiren serisini kullandım, her seviyedekileri bunlara kerastese ve schwarzkorpf da dahil ama bu oldukça başarılıydı. Bu şampuanın adı Poker Straight fiyatları da 20, 21 tl gibi ve sadece gratiste satılıyor. İndirimde daha da ucuz tabisi. Bu marka için ürünlerinin kokusu önemli ambalajların üstünde de smell beautiful şeklinde belirtmişler. Bu koku bazıları için ağır gelse de ben sevdim.





Erkek çirkini bey de bu :)

14 Şubat 2014 Cuma

Haftada bir santim saç uzaması muamması

An itibariyle üçüncü haftamdayım, sinamekenin özellikle menapoz dönemindeki hatunların saçları üzerinde olumlu etkileri olduğunu biliyordum. Menapoza girmeme bin beşyüz sene olmasına rağmen :) saçlarının uzamasında ve güçlenmesinde etkisi olduğunu da biliyorum. Saçlarım boyadan yıpranmıştı; ben de oldukça derinden bir kırık alma işlemi geçirdim. Bunun neticesinde kısalan saçlarımı uzatmak için bu kürü yapmaya karar verdim. Bu kür için gerekli olanlar, sinameke bir tutam, badem yağı ya da susam yağı, e vitamini ampülü ve b vitamini ampülü.

Yapılışı gene çok kolay, bir kahve fincanını tam doldurmuyorum bu oldukça fazla oluyor. Biraz azı kadarını cezveye koyuyorum, kaynayınca bir tutam sinamekeyi etkiliyorum dört dakika kaynatıyorum. Soğuduğunda süzüyorum, üstüne bir tatlı kaşığı badem yağı ya da susam yağı ekliyorum ve gene e vitamini ampülü ve b vitamini ampülünü ekliyorum. Bu ampülleri kırmak da insanı kendinden geçiriyor :) Neyse bu kadar, karıştırıp damlalıkla saç diplerime döküp, masaj yapıyorum. Pamukla ya da nasıl isterseniz sürebilirsiniz. Önemli olan  karışımın saç diplerinizle buluşması ama o şekilde ama bu şekilde buluşsun da gerisi önemli değil. Ben saçımda kalabildiği kadar bırakıyorum. Ama en az yarım saat, bir saat kalması gerekiyor.

Sonuç; saç dökülmesinde oldukça etkili, uzamasında da son derece tatmin edici, özellikle üçüncü haftadan sonra birden uzamayı görebiliyorsunuz. Bu kür haftada bir kez yapılıyor. Bunu da belirtmeden konuyu kapatmayım...




  Malzemelerin fiyatları ise kişiye göre değişir ama öyle aman aman pahalı olduğunu düşünmüyorum. İnşaallah herkesin rahatlıkla satın alabileceği fiyattadır. Toplam 20-25 tl gibi bir fiyatı var.








10 Şubat 2014 Pazartesi

Saç Dökülmesi

             
                Bu aralar saçlarımın eskisine göre daha fazla döküldüğünü fark ettim. Evet, prenseslerin de saçları dökülebiliyor. :) Bu duruma hemen dur demem gerekiyordu. Aklımda bir kaç markanın eczane ürünleri vardı. Mesela; Pyto, Phtolium4 bu ürünün test sonuçları dikkatimi çekmişti. Bu nu deneyebilirdim, ya da minoxidil içeren bir ürün fakat bu ve bunlara benzer ürünlerini görmek için bir kaç ay beklemek gerekiyor bir oğlak olarak asla beklemeye tahammülüm olmadığını canımdan çok sevdiğim takipçilerin bilir :) Neyse, beklemeden neler yapılabilir diye yerli yabancı sitelerden araştırdım. Kendimin de geçmiş engin deneyimlerimle buluşturunca en mantıklısının soğan suyu ve bal olduğuna kanaat getirdim. Bugün hatta şu an saçlarımda ikinci haftanın soğan suyu duruyor :) Ben soğan suyuna, iki diş sarımsak ve bir tatlı kaşığının ucu kadar bal ekledim. Sonuçlar İNA NIL MAZ.


Yapılışa geçeyim, bir orta boy sarı soğan, iki diş taşköprü sarımsağı, bir tatlı kaşığının ucu kadar bal ve rende işimi gördü. Ayrıca ben bu işler için sakladığım bir kaç bez parçası kullandım, bu bezin içine koyup iyice başa bir kaba sıktım. Bu benim tekniğim :)

Soğanı ve iki diş sarımsağı rendeleyip azıcık da balı tahta kaşıkla ekleyip karıştırdım, iyice süzdüm ve elimdeki damlalıklardan biriyle saç diplerime masaj yaparak uyguladım. Yarım saat ya da bir saat saçımda bekledikten sonra,  şampuanımla yıkadım. Gelelim sonuçlara sonuçlar, harika, dökülme neredeyse durdu. Yıkadıktan sonra saçlarımın canlandığını fark edebiliyorum. Tek dez avantajı, kokusu, kolay saçtan çıkan bir koku değil. Tek şampuanla yetinmek zorundayız, kaş yapalım derken göz çıkarmak istemediğimiz için, bir kere şampuanlamamız gerekiyor. Haftada iki kere yapılıyor. Eğer başlarım kokusuna önemli olan benim ipek saçlarım diyorsanız, kesinlikle tavsiye ederim. Bu kürün ayrıca beyazlamış saçları yavaş yavaş eski rengine getirdiğini de yurt dışında bir makaleden okudum. Saçın tüm sorunlarına son derece kolay ve hızlı çözüm.























1 Şubat 2014 Cumartesi

üzüntüyle saf üzüntü arasındaki fark

Üzüntüyle saf üzüntü arasındaki fark! Hayat çok garip ölsem bu sabah uyandığımda gerçi, öğlen bir de uyandım, aklıma gece ikide, ikisi arasındaki farkı yazacağım aklıma gelmezdi. Hoş bir yerlerde düğününüz ya da herhangi bir yazılı randevumuz yoksa sabah uyandığımızda gecenin bir yarısı nerede olacağımızı bilemeyiz. Ya birinin koynunda ya da  kimsenin koynunda olmadan yatakta oluruz .) Konudan amma da uzaklaşıyorum. Kalemim kuvvetli ben ne yapayım. Üzüntü ya da üzülen insanlar, herkesin aslında hayatında ne kadar önemlidir. Bazıları üzüntülerini mahremiyet gibi saklar, bazıları da hemen herkese anlatır. Bunu medet ummak için ya da anlattıkça üzüntülerinin azaldığını hissetmek için yaparlar. Düşünürseniz, hayatta her şeyi uzun uzun anlatan insanlar ne bileyim düşünsenize aldığı ayakkabıyı saatlerce anlatan kızlar biliyorum ya da kocasının onu aldattığını aylarca anlatan kadınlar. Aldığı ya da alacağı arabasını anlatan tuttuğu takımı saatlerce anlatan kısacası hemen her şeyi uzun uzun anlatırız ama üzüntüler...

Üzüntüler öyle mi? Neden böyle bir konu hakkında yazıyorum. Aslında her şey ana rahmine düşmemle başladı. :)) Yok yok o kadar ileri gitmiycem, herşey geçenler de bir radyo programı ve ardından televizyon programıyla başladı. Ay komik oldu neyse, Tv programında kadın sunucu şarkıcı kadına bişey sordu bu besteler nereden çıkıyo diyerek? Şarkıcı da ben de hatırı sayılır acılar yaşadım, dedi. O hatırı sayılır kelimesi aklımda kısa süreli bir dönüş geçirdi. Neden çünkü o şarkıcıyı tanıyorum az çok, sadece kötü bir evliliği oldu ve bitti, kısa süreli bir evlilikti, ve oldu bitti. Burada önemli olan evliliği ya da geçmişi değil hatırı sayılır acılar yaşama fiilinin o kişiye uymamasıydı, daha sonra bir radyo programında sunucu, konuğa - işte sizde şöyle bir hayatınız var, şöyle yetiştirildiniz, böyle yaşadınız deyince, konuk ki konuğun kim olduğunu bilseniz çok şaşırırsınız eminim, şöyle dedi, ooo bende az şeyler atlatmadım, benimle uğraştılar, çok üzüntüler atlattım falan diyerek cevap verdi. Bu iki olay birkaç gün arayla oldu, ilk olayı az çok biliyordum ve benim şöyle bir özelliğim var, Allah vergisi, benimle iki dakika konuşsanız her şeyinizi, kimseye anlatmadığınız anlatamayacağınız belkide çok şeyi anlatır ve rahatlarsınız. Bunlarından benimle sonsuza kadar kalacağını bilir ya da bir şekilde hissedersiniz. Yani o kadar çok üzüntü biliyorum ki, inanamazsınız bir bu kadar da eğlence vs. Neyse bu iki olayı duydum ve benim bildiklerimle karşılaştırdım, daha sonra ikinci çok üzüntüler atlattım diyen adamı araştırdım. Yemedim içmedim :)) Meğerse adam, Acarkentte Ultralux bir villada oturuyormuş, babası, ailesi son derece zengin, ama sokakta kırk kişiye sorsam asla öyle bir hayatı olacağını tahmin edemez. Demek istediğim adam yalan söylüyor değil, demek istediğim bazılarının üzüntü anlayışları ya da bunları neden bilmiyorum insanlara sunuş biçimleri bana çarpıtılmış geliyor. Bunlar üzüntü bile değil.

 Üzüntü, geçen yaz yani 13 yazında bi kadınla tanıştım. Beni çok sevdi ay ne şekersin canımsın sağ olsun iyi de bir kadın işinde çok iyi emir veren bi konumda bir sürü insana ve dolayısıyla sevilmiyor. :)) Konuştuk bir kaç kez çay içtik, sende bir şeyler var dedim. Ahh sorma dedi, anlatırım sonra diye eklemeyi ihmal etmedi ama o sonranın çok da sonra olmayacağını ben biliyodum. Bir öğle yemeğinden sonra oldukça sakin bir zamanda dışarıda oturduk, bana anlatmaya başladı ama kadını görseniz gözlerinin altı uykusuzluktan, stressten mosmordu. Ben o halde olsam en katı concealer'i sekiz kat falan sürerim herhalde, konumuz bu değil. Anlat dedim. Bir genç kız ne ister, hepimiz biliyoruz. Şimdi biri çıkıp da kariyer demesin bana. Fıstık gibi bir adam bulup evlenmek, mutlu ve huzurlu olmak ister. Bu kadın, yirmili yaşların başında her şey güllük gülistanlık geçiyor, elbet evlenirim biri çıkar diye bekliyor ne yazık ki yılların yıldız gibi hızlı kayma sorunu olduğu için bi çırpıda kadın otuzların başına geliyor. Geliyor diyorum ama kadının evde kaldım evlenemeyeceğim neden kimseyle tanışamadım diye üzülmesi, dualar üzerine dualar etmesi, ailesinin baskısını psikolojisini sadece kendi bir de Allah bilir. Daha sonra sanırım 34-35 yaşlarında bir adamla tanışıyor. Adam polis, başta çok sevimli, hoş görünüyor kıza, kız da ayy inşaallah buldum, evlenicem diyor. Adamın, düğün masraflarının hiçbirini ödememesini, kendi gelinliğini, kendi takılarını kendinin almasını, hatta bütün evin eşyalarını kendisinin alması gibi küçük ayrıntıları kız o sevinçle gözden kaçırıyor. Adamla evleniyorlar, istanbuldan alanya'ya adamın görevini yaptığı yere gidiyorlar. Kadına sende alanyada iş bulursun, taşı sıksan suyunu çıkarak kapasitede bir kadınsın gibi niyetini ortaya koyan laflar etsene kız bunların altında yatan manaları göremeyecek kadar iyi niyetli, iyi niyetli ama daha bir aylık bile evli değillerken bir sorun olduğunu fark ediyor. Her gün adam, bir kavga bir olay. Kadın çocuk yapayım diyor en büyük hayali, hamile kalınca sevinçle adama bunu söylüyor, adam da kadını döverek çocuğu aldırmak için hastaneye götürüyor. Hastanede imza atılıyormuş sanırım bilmiyorum ben, her yerini morartarak kadına imza attırıyor ve çocuğu aldırıyor.
Eve geldiklerinde adam valizini toplamaya başlıyor, kadının ruh halini bir düşünsenize demek bile istemiyorum, nereye diye sorunca ? Adam; başka biri var diyerek karşılık veriyor. Kapıyı çekip çıkıyor. Koskoca evde 35 yıldır kurulan bir hayalin sonuna bakın, Bu kısımlarını anlatırken kadının gözlerinden her anını hissedebiliyordum. Bana, her şeyi elli altmış bin liralık eşyaları bazıları daha kılıflarında, poşetlerinde sarılıyken ikinci 2.elciye altı bin liraya satıp, ailesinin yanına döndüğünü söyledi. Kapıyı annesi açınca, sadece annesine sarılıp ağlamış. Bu üzüntüdür.

Bir de erken dönemlerde karşılaşılan üzüntüler vardır. Onlarda hayat boyu devam eder, mesela anne baba ayrılan ve kardeşlerden biri annede diğeri babada olma durumu gibi. Annede kalan neden ben babamda kalamadım neyim eksikti der, babada kalan da neden annem beni istemedi der. Bu hayatı boyunca üzerinden atılmaz bi yıkım olarak kalır. Bu da üzüntüdür.

Sağlam üzüntüler, hatırı sayılır üzüntüler  saymakla bitmez, bir kadınla tanıştım, 60 yaşındaydı, ve son derece hoş görünüyordu, yüzü kemik yapısı son derece orantılıydı, gençliğini siz düşünün. Bana 16 yaşındayken sevgilisi olduğundan bahsetti, çocuk bundan bir yaş büyüktü. Bunlar istanbulda değiller, istanbul'a yakın bir şehirde oturuyolar, bir araya geldiğimizde midemiz bulanırdı dedi. Ne kadar ilginç birinden tiksintimizi belirtmek için kullandığımız kelimeyi onlar aşkından sevgisinden kullanıyorlardı. Saatlerce konuşamaz sadece yan yana dikilirdik birbirimizin kokusunu alırdık. Çocuk istanbulda Pertevniyal'e yollanmış. Abisinde kalacakmış, durumları oldukça iyiymiş. Devamlı ders yapıp okulu bitirmenin ve o kızla evlenmenin hayalini kuruyormuş, kız kim bilir neyin hayalini kuruyordur. Çocuğun alkolle arası kötüymüş, hani şu tek birada kafayı bulanlardan, bir akşam alkollüyken, çocuğun yengesinin kızı oğlanın yatağına girmiş ve hamile kalmış o gece. Kadının söylemesine göre o kadar yakışıklıymış ki kıvanç onun yanında ne ki diyordu :)
O kızı alması için ailesi baskı yapmış. İşin en kötü tarafı aradan kaç yıl geçmesine rağmen kadının bu kısmını capcanlı hatırlaması sabah altıda bir komşu kadın vardı dedi. Her şeyden haberi olan mahalle kuşlarından, koşa koşa bu kızların mahallesine geliyor, daha yanlarına gelmeden bağırmaya başlıyo duydunuz mu Cenk, evleniyormuş, yengesinin kardeşiyle kızı hamile bırakmış da...Kız orada bayıldığını uyandığında bütün dudaklarının patladığını gördüğünü söyledi. Bu üzüntüdür. 

Saf Üzüntü; bunlar gibi değildir. Sonradan elde edilmez, sonradan elde edilmez, diyorum çünkü; saf üzüntü sizi hiç bırakmaz. Melankoli ya da uğursuzluk, kötü şans gibi de değildir. Onu bilirsiniz, yanınızdadır her zaman çocukluğunuzda, aşık olduğunuzda, evlendiğinizde hayalinizdeki işe girdiğinizde de sizinledir. Asillik nişanının garip bir mutasyona uğramış şekli gibi.  En içten kahkahaları attığınızda o da sizinle güler. Nereden veya nasıl sahip olduğunuzu bilemezsiniz. Farkına da geç gençlik döneminde varırsınız. Bir olay olmasına gerek yoktur, olaylar değil o olayları seçer. İnsanlar değil o insanları seçer. Ağlamak onun için önemsizdir. Kederlenmek önemsizdir. Bunlar zaten, onun ağzı, gözü gibidir. Kişiyi yüceltir....






























31 Ocak 2014 Cuma

bu aralar favorilerim

               
             Bu ay her zamanki gibi gene bir çok kozmetik, bitkisel ürünler şunlar bunlar aldım. Bu arada anlatacak çok şeyim var ve anlatmak istiyorum .) Ben uzun uzun yazan bloggerlardanım, bazıları kısa kısa yazıyor, bazıları destan gibi yazıyor, bilmiyorum beni yüz yüze görseniz ya da yanınızda olsam şu ya da bu şekilde belki de asla söylemeyeceğim şeyleri burada paylaşıyorum. Belkide konuşmak değil de yazmak daha hoşuma gidiyor. Psikiyatristim bana bir keresinde canım sen insanlardan kaçan bir yapın var bunu düzeltmemiz biraz toparlamamız gerekiyor demişti. Ben kadına aval aval bakıp içimden tabiiki aaaa şuna bak en sevdiğim özelliğimle nasıl da oynamak istiyor, bitch demiştim. Yani demek istediğim, siz eğer bloğumu okuyosanız şanslısınız. :)) Neyse bu aralar bakım adına çok şey yaptım, aldım, ettim, araştırdım onlardan bahsedeyim. Siz'e ....

Babe tinted facial sunscreen spf 50,  avene cleanance lotion,  bioder yüz serumu ve jel kremi, Bioderma aftersun lotion, Bepanthol el ve yüz kremi 100 ml, Loreal paris arginine resist saç kremi, Palmolive çilenkli duş jeli, Avene Eluage göz kremi, Sonra mersin yağı aldım, haftada bir santim saç uzatma muhabbetini yaptım, junoastrology diye bir site keşfettim. Ve genç bir çiftin kendi ürünlerini yapıp sattıkları organik bi site buldum. En son olarak erkekler ve burçlar hakkında ufak bi yazı yazıcam. Tüm bunlar ne zamannnnnn, canım istediğinde :) Bu yazağım şeyler özellikle bazıları son derece eğlenceli faydalı şeyle, bunlara ilave edeceğim bir kaç bitkisel ürün de var 

24 Ocak 2014 Cuma

sabah bakışı



      Bir blogger her zaman uyanık olmak yeni şeyleri okuyucularıyla paylaşmalıdır, biliyorum ama sabaha karşı uyuyorum ve geç uyanıyorum. Uyanık kalmak benim için ne kadar zor bilseniz :))
     
     Neyse bu arada, sanmayın hiçbir şey almıyorum, araştırma yapmıyorum falan filan bi oğlak kadını bir şeyler  araştırmadan, dünyayı kurtarmadan, hepsi için geçerli değil ama haritasında yükseleni yay karşı açısında aslan olan bi oğlaksanız, alışveriş yapmadan tüketim, tasarım dünyasını parmaklamadan yapamaz.
     Eveeeet bugünkü astroloji konumuz gezegenler ve üzerimizdeki etkileri. heheheh ayyyyy neyse sabah gıcıklışekerli durumu mu bi yana bırakmak istiyorum. Ve yazacaklarımı kısaca girişkah ettikten sonra elimden geldiği kadar yazamaya çalışacağımdır.
      Bu aralar neleri beğeniyorum, nelere ilgi duyuyorum bunlara kısaca değineyim. Öncelikle Jazz dinliyorum bu aralar her zamankinden çok, neden bilmiyorum ama favori müzik türümün jazz olduğunu söylememe gerek yok. Sıkı takipçilerim bilir :))) Ay biri baksa yalancı çıkıcam hiç takipçim yok ki benim :))) Benim hiç takipçim olmadı :(( Bu beni yolumdan alı koyar mı katta hatta asla.....
       KENZO HAT



Bu şapkalarda benim hoşuma giden, Kenzo yu herkes bilir, uzakdoğunun o saf o rafine o kendine ve doğaya saygılı duruşudur. Bu şapkalarda da bu durum çok iyi ve karakterli bi şekilde işlenmiş. Bu şapkaları hemen hemen herşeyle kombinleyebilirsiniz.( gelinlik hariç) ben çok sevdim ve kesinlikle çok havalı. Kullanan ünlülerden bahsetmeme gerek yok ayrıca bu durumdan da irite oluyorum, sanki ünlüler kullanınca bişey oluyo, onların ünü bize geçiyo ya da bankadaki paraları, saçma pazarlama stratejileri işte. siz siz olun kimin ne kullandığı ya da ne aldığıyla değil sizin kullanırken ya da alırken neyin huzurlu ettiğine değer verin, diyerek şapka bahsini kapatıyorum, kapatıyorummmm, kapatttımmmm.....

bioderma sebium pain;

Gözenekli bi ya da gözeneklenmeye meğilli bir cildim olduğu için, halk arasında karma, combo denen olay genelde jel, sabun içermeyen bar kullanırım. Bu ürünü de o sebepten aldım. Biodermanın bir çok ürününü kullanıyorum. Bu sabununu sevdim mi evet ama bir daha satın almam, fiyatı internette 19.90 bile var ben eczaneden 27 liraya aldım. Mesele para değil, söz konusu bakımım olunca böbreklerimi satar gene alırım. ayyyy çok çirkin oldu ama siz anladınız demek istediğimi, içeriğinde zinc pca, ginko biloba falan var kokusuda son derece hafif. Beğendim denemek isteyenlere tavsiye ederim ayrıca bunun jel olanı da var hakkında kısa da olsa yazmıştım...

Birde baya baya beğendiğim bir ürün var, Şişlideki rossmann dan aldım. De loop selection cell energy complex ;


İçeriğini okuduğumda biraz şaşırmadım desem yalan olur, ne söylesemmm yalannnnn, neyse laminara digitata (kahverengi su yosunu) ceramid 3, niacinamide, vit e, falan gibi bi kokteyl diyelim hadi :)) bunlar cildin oksijen almasına yardımcı olan ve nemlendiren etkenler, ben kesinikle beğendim heme fiyatı 19.90 son derece iyi herkese özellikle, sigara içenlere ve stressli yoğun iş hayatı olan şehir kızlarına öneririm. Bir daha alır mıyım alırım niye almayım.

Bir de Loreal Skin perfection serum var gerçi onu ilk çıktığımda almıştım. Hakkında aman bloglar mloglar yazıp yazıp duruyo, öyle yepisyeni bi durumu yok, iki üç yıl önce çıkan Lancome visionnaire'nin aktif maddesi genel tüketiciye uyarlanmış versiyonu gibi. LR 2412 neydi kışlar ( kızlar) bu loreal laboratuvarlarının bi buluşu, yasemin çiçeği evet yasemin çiçeğinden deliver edilen bi asit adı da sodiumjasmonete olması gerekiyor, Gerçi Lancome %4 kullanmılmış, bu serumda o kadar kullandığını sanmam yoksa koca koca harflerle yazarlardı. Bir de Perline-p var bu da gözenekler için için seçilmiş bi ajan olmalı. Aman nefret ettiğim bi durum var bu serumlarda, serumlarda diyorum çünkü; lazer x3'te de vardı bu sim koymuşlar ya, bu neyin kafası anlamadım. Nereye gidiyoruz, 1955 te köy düğününe mi :) ay yanlış anlamasın kimse.



Bu fotolarda görülebilir ürünler, fiyatları da öyle fazla değil deneyin derim. Bugünlük de bana ayrılan sürenin sonu geliyoruz. Aklınıza takılan her şey için bizlere ulaşabilirsiniz. Yorumlarınızı bekliyorum . aahahahha

Bir de saçlarınız yağlıysa şampuana yarım limon suyu sıkıp iyice çalkalayın bi deneyin. Şok olacaksınız....